Gariptir ki hayatımın akışının düzenini tutmaktan keyif almıyorum şu sıra.
Yani gelecek nasıl gelecek diye kafa patlatmaktan bahsediyorum.Hani patlata patlata bi haltın değişmeyeceğini öğrenen saf insan aydınlanması...
Hani bir bekleyeninin,bir beklediğinin olmamasının verdiği özgürlük.
Hani kafana nere eserse oraya gidebilmenin verdiği keyif.
Yarınlara dair zerre fikrinin olmamasının verdiği dağınıklık.
Ama içinde bütünleşen şeyler bütün bu savrukluğa rağmen.
Ben değişiyorum.
İyi ki değişiyorum.
Yavaş yavaş ölürken,birden kendime geldim...
Ne sevmeye artık kendimi o kadar salabiliyorum ne de bilinçaltımdaki o kılışelere...
Tanıdıklarımdan,yakın geçmişimden uzak olmak beni bana yakınlaştırdı.
İçimi şişiren,kalbimi yoran,gözümü kızartan ne varsa bir bir attım,bi yudum kaldı sadece...
Hiç ummadığım anda hayat yeşeriyor,ummadığım yerde,ummadığım koşullarda.
Gelsin hayat bildiği gibi diyebiliyorum artık,anlatabiliyo muyum?
Hani önce ben bileyim de sonra o bilsin ayaklarını bırakalı çok oldu...
Uyandığım sabahlarda hep bir şeyle gizliydi,köşede bucakta...
Uyanacağım sabahlarda neler neler gizli kim bilir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder