Bi şey diyim mi?
Ben kırıldıkça içimden yenilerimi doğuruyorum.
Yeni ,bazen küçük bazen büyüklerimi.
Yani şu sıralar hayatımın eşsiz bir tadı var aslında.
Her şeye rağmen.
Çok kötü bir hayatım yok allaha şükür hatta bazılarına göre çok da iyi bir hayatım var ama insan hep bir adım ötesini isteyen nankör,nefsine yenilen bir ölümlü!
Ben de onlardan biriyim,her ne kadar törpülemeye çalışsam da...
Dün zeytin çekirdeği hakkında bir yazı okudum.Uzun uzun bilgi vermicem.Zeytin çekirdeğini kırarsanız içinden bir çekirdek daha çıkar,sıvımsı bir hal.İşte o çekirdeğin içindeki çekirdek bizim midemize,cildimize,saçımıza,tırnağımıza iyi geliyormuş!
Hani o çöpe attığımız çekirdek!
Hani sadece''çekirdek'' gördüğümüz!
Ya kırılırsa,dahası öyle yuttuğunuzda boğazınızdan geçer geçmez o sert çekirdek parçalanmaya başlıyormuş...
Ne alaka mı?
Kırılmak acı veriyor.Doğru.Dağlanıyor ciğeriniz hatta her hatırlayışınızda.
Ama kırıldıkça kendinize şifa oluyorsunuz.
Kendinizi sarıyorsunuz.
Kaybetmeyi istemediklerinizi kaybettikten sonra (bu her şey olabilir,aile,eş,sevgili,iş,sağlık) hayatta bir düzen olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.
Yani ne yaparsanız yapın,o yaprak o daldan düşecek!
E o zaman ben de daha cesur olarak yeni okyanuslar keşfedeyim bu esnada diyorsunuz.
Gemimi batırıp batırmayacağım belli değil ama gittiği yere kadar.
Kırıldım,hatta parçalarımı da savurmaya bile kıyamadan aylarca yaşadım.
Sonra yavaş yavaş kendi ellerimle uzaklara fırlattım.
Çıplak,yeniden doğmuş bir yetişkinim şimdi.
İnsanların çıplaklığıma bakmaları da çok umurumda değil eskiden olduğu gibi.
Biliyorum ki ne giyinikken ne çıplakken beni ben gibi gördüler,görebilirler.
Sadece bir kaç dost.
Anne baba kardeş.
Kırıldıkça içimde yeni dallar patladı.
Çok da uzayacaklar hissediyorum.
Benim sabrım var,inancım var dahası zamanım var....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder