Hani kelam etmek istemezsin ya,edenleri de susturmak istersin ya.
Neye sarılacağını bilemezsin.
İş,eş,aş.
Hayallerine,umutlarına sarıl be.
Onlar yersiz,zamansız ve sadık.
Sen gel dedikçe gelirler,git dedikçe giderler.
Sarıl sımsıkı.
.
30 Ağustos 2013 Cuma
21 Ağustos 2013 Çarşamba
18 Ağustos 2013 Pazar
Hoppala gene mi Blog günleri??
Kendimi burada buldum aylaaar sonra!
''Kapatsam,silsem...Amaaan boşver!Şifresi neydi? Telefondan girebilirsem şifreyi hatırlayıp olur silerim de,kim uğraşacak...Neyse beklesin bakalım.'' Diye diye ertelediğim sevgili blogum.
Sana bir daha yazmayacağımı düşünmüştüm.
Hiç de ihtimal vermemiştim.
Hani o vakitleri geçirdim ya,sana ihtiyacım yoktu.Bendeki kendini beğenmişliğe bir bak ya!!
Sıkılıyorum bu sıra.
Kendimden.Sonra insanlardan.Sonra insanların yanında iğreti durmayayım diye gösterdiğim çabadan.Sonra o çabalamalar esnasında ben olmayan benden.
Sevmiyorum o BEN'i.
Rüyalar bitti,gerçek hayata gelindi.Gene gerçekler.
O mu bu mu?
Başvurular,Cviler...
Neden böyleyim?Ama bir de böyleyim?
İkilemler.
Ama kimseye anlatmaya mecalim yok.
Anlatasım da yok.
Kimseye koz veresim yani.
Aklımdaki daldan dola konan bu kızı ne yapmalı da sakinleştirmeli?
Nedir bu kendini dibe çekmeler?
Diye sorarken buldum kendimi burada....
''Kapatsam,silsem...Amaaan boşver!Şifresi neydi? Telefondan girebilirsem şifreyi hatırlayıp olur silerim de,kim uğraşacak...Neyse beklesin bakalım.'' Diye diye ertelediğim sevgili blogum.
Sana bir daha yazmayacağımı düşünmüştüm.
Hiç de ihtimal vermemiştim.
Hani o vakitleri geçirdim ya,sana ihtiyacım yoktu.Bendeki kendini beğenmişliğe bir bak ya!!
Sıkılıyorum bu sıra.
Kendimden.Sonra insanlardan.Sonra insanların yanında iğreti durmayayım diye gösterdiğim çabadan.Sonra o çabalamalar esnasında ben olmayan benden.
Sevmiyorum o BEN'i.
Rüyalar bitti,gerçek hayata gelindi.Gene gerçekler.
O mu bu mu?
Başvurular,Cviler...
Neden böyleyim?Ama bir de böyleyim?
İkilemler.
Ama kimseye anlatmaya mecalim yok.
Anlatasım da yok.
Kimseye koz veresim yani.
Aklımdaki daldan dola konan bu kızı ne yapmalı da sakinleştirmeli?
Nedir bu kendini dibe çekmeler?
Diye sorarken buldum kendimi burada....
17 Mayıs 2013 Cuma
Ben yeşillenirim...
Ben bitmem.Ben daha da yeşeririm.Arada yağan yağmurlarım yeşereyim diye...
Hani 1 hafta önce dalında bi adet yaprağı olmayan ağaç misali bi bakmışsın yeşillenmişim!
O kadar hızlı olur ki anlaşılmaz ama sırrı öncesinde ,ıslandığı vakitlerde...
Çok güzel olacak her şey,çok!
Hani 1 hafta önce dalında bi adet yaprağı olmayan ağaç misali bi bakmışsın yeşillenmişim!
O kadar hızlı olur ki anlaşılmaz ama sırrı öncesinde ,ıslandığı vakitlerde...
Çok güzel olacak her şey,çok!
3 Mayıs 2013 Cuma
...
Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin;
kimseye dayanmayacaksın! Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin.
Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
Can Yücel der.
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın,
bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin;
kimseye dayanmayacaksın! Dünya da sensin, evren de!
Kendini geliştireceksin.
Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.
Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.
Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.
Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.
Boşuna hayal kurmayacaksın!
Can Yücel der.
1 Mayıs 2013 Çarşamba
28 Nisan 2013 Pazar
Zeytin çekirdeği
Bi şey diyim mi?
Ben kırıldıkça içimden yenilerimi doğuruyorum.
Yeni ,bazen küçük bazen büyüklerimi.
Yani şu sıralar hayatımın eşsiz bir tadı var aslında.
Her şeye rağmen.
Çok kötü bir hayatım yok allaha şükür hatta bazılarına göre çok da iyi bir hayatım var ama insan hep bir adım ötesini isteyen nankör,nefsine yenilen bir ölümlü!
Ben de onlardan biriyim,her ne kadar törpülemeye çalışsam da...
Dün zeytin çekirdeği hakkında bir yazı okudum.Uzun uzun bilgi vermicem.Zeytin çekirdeğini kırarsanız içinden bir çekirdek daha çıkar,sıvımsı bir hal.İşte o çekirdeğin içindeki çekirdek bizim midemize,cildimize,saçımıza,tırnağımıza iyi geliyormuş!
Hani o çöpe attığımız çekirdek!
Hani sadece''çekirdek'' gördüğümüz!
Ya kırılırsa,dahası öyle yuttuğunuzda boğazınızdan geçer geçmez o sert çekirdek parçalanmaya başlıyormuş...
Ne alaka mı?
Kırılmak acı veriyor.Doğru.Dağlanıyor ciğeriniz hatta her hatırlayışınızda.
Ama kırıldıkça kendinize şifa oluyorsunuz.
Kendinizi sarıyorsunuz.
Kaybetmeyi istemediklerinizi kaybettikten sonra (bu her şey olabilir,aile,eş,sevgili,iş,sağlık) hayatta bir düzen olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.
Yani ne yaparsanız yapın,o yaprak o daldan düşecek!
E o zaman ben de daha cesur olarak yeni okyanuslar keşfedeyim bu esnada diyorsunuz.
Gemimi batırıp batırmayacağım belli değil ama gittiği yere kadar.
Kırıldım,hatta parçalarımı da savurmaya bile kıyamadan aylarca yaşadım.
Sonra yavaş yavaş kendi ellerimle uzaklara fırlattım.
Çıplak,yeniden doğmuş bir yetişkinim şimdi.
İnsanların çıplaklığıma bakmaları da çok umurumda değil eskiden olduğu gibi.
Biliyorum ki ne giyinikken ne çıplakken beni ben gibi gördüler,görebilirler.
Sadece bir kaç dost.
Anne baba kardeş.
Kırıldıkça içimde yeni dallar patladı.
Çok da uzayacaklar hissediyorum.
Benim sabrım var,inancım var dahası zamanım var....
Ben kırıldıkça içimden yenilerimi doğuruyorum.
Yeni ,bazen küçük bazen büyüklerimi.
Yani şu sıralar hayatımın eşsiz bir tadı var aslında.
Her şeye rağmen.
Çok kötü bir hayatım yok allaha şükür hatta bazılarına göre çok da iyi bir hayatım var ama insan hep bir adım ötesini isteyen nankör,nefsine yenilen bir ölümlü!
Ben de onlardan biriyim,her ne kadar törpülemeye çalışsam da...
Dün zeytin çekirdeği hakkında bir yazı okudum.Uzun uzun bilgi vermicem.Zeytin çekirdeğini kırarsanız içinden bir çekirdek daha çıkar,sıvımsı bir hal.İşte o çekirdeğin içindeki çekirdek bizim midemize,cildimize,saçımıza,tırnağımıza iyi geliyormuş!
Hani o çöpe attığımız çekirdek!
Hani sadece''çekirdek'' gördüğümüz!
Ya kırılırsa,dahası öyle yuttuğunuzda boğazınızdan geçer geçmez o sert çekirdek parçalanmaya başlıyormuş...
Ne alaka mı?
Kırılmak acı veriyor.Doğru.Dağlanıyor ciğeriniz hatta her hatırlayışınızda.
Ama kırıldıkça kendinize şifa oluyorsunuz.
Kendinizi sarıyorsunuz.
Kaybetmeyi istemediklerinizi kaybettikten sonra (bu her şey olabilir,aile,eş,sevgili,iş,sağlık) hayatta bir düzen olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.
Yani ne yaparsanız yapın,o yaprak o daldan düşecek!
E o zaman ben de daha cesur olarak yeni okyanuslar keşfedeyim bu esnada diyorsunuz.
Gemimi batırıp batırmayacağım belli değil ama gittiği yere kadar.
Kırıldım,hatta parçalarımı da savurmaya bile kıyamadan aylarca yaşadım.
Sonra yavaş yavaş kendi ellerimle uzaklara fırlattım.
Çıplak,yeniden doğmuş bir yetişkinim şimdi.
İnsanların çıplaklığıma bakmaları da çok umurumda değil eskiden olduğu gibi.
Biliyorum ki ne giyinikken ne çıplakken beni ben gibi gördüler,görebilirler.
Sadece bir kaç dost.
Anne baba kardeş.
Kırıldıkça içimde yeni dallar patladı.
Çok da uzayacaklar hissediyorum.
Benim sabrım var,inancım var dahası zamanım var....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

